K-12 Yöneticisinin Güncesi | #eğitim #teknoloji #edtech

Okul Öncesi Eğitimin Önemi: Geleceği Şekillendiren Kritik Yıllar

Okul Öncesi Eğitimin Önemi: Geleceği Şekillendiren Kritik Yıllar

*Bu makale EduKare™ katkılarıyla hazırlanmıştır.

Bir çocuğun hayatındaki en belirleyici yatırım, henüz ilkokula adım atmadan çok önce başlıyor. Nörobilimden ekonomiye, uzun erimli / boylamsal (İng. longitudinal) araştırmalardan OECD verilerine kadar geniş bir kanıt yelpazesi aynı sonuca işaret ediyor: Kaliteli okul öncesi eğitim, bireyin bilişsel kapasitesini, sosyal-duygusal yetkinliklerini ve yaşam boyu başarısını doğrudan biçimlendiren en güçlü müdahale araçlarından biri. Ülkeler bu alanda okullaşma oranını OECD ortalaması ve üzerine çıkarmaya çalışırken eğitim yöneticileri ve karar vericiler için fırsat penceresi de her zamankinden daha kritik bir noktada duruyor. Bu makalede erken çocukluk eğitiminin bilimsel temellerini, ekonomik getirisini, Türkiye’deki güncel tabloyu ve kaliteli bir programın olmazsa olmaz bileşenlerini ele alıyoruz.

Okumaya devam et... →

Sentor Dersliği: Yapay Zekânın K-12 Eğitiminin Geleceğindeki Yeri

Sentor Dersliği: Yapay Zekânın K-12 Eğitiminin Geleceğindeki Yeri

Sentor (Centaur; Kentaur): Yarı insan ve yarı at bedenli mitolojik karakter.

Şunu bir düşünün: Son iki yüzyıldır dünya çapında milyonlarca öğrenci hep aynı geometrik düzenle karşılaştı. Dikdörtgen sınıflar (derslikler), çizgi halinde dizilmiş sıralar, önde duran tek bir öğretmen. Sanayi Devrimi’nin mirası olan bu “fabrika modeli” eğitim sisteminin temel varsayımı basitti: Aynı yaştaki, aynı mahalleden gelen çocuklar kabaca aynı şekilde öğrenirler.

Ancak her deneyimli eğitimci şunu bilir ki bu yalnızca bir varsayım.

Okumaya devam et... →

Ödev Meselesini Tekrar Düşünmek: Veriye Dayalı Bir Kılavuz

Ödev Meselesini Tekrar Düşünmek: Veriye Dayalı Bir Kılavuz

Ödev tartışması özellikle K-12 evreninin süregelen bir rutini. Yüz yılı aşkın bir süredir ebeveynler, eğitimciler ve diğer reformcular ev ödevlerinin değerini sorgulamaktalar. 1900’lü yılların başlarına uzanan makalelerde dahi konunun şiddetli biçimde tartışıldığını görüyoruz. Dönemin Pulitzer ödüllü yazarı Edward Bok, ev ödevinin yaygın ve sistematik bir şekilde çocuklara zarar verdiğini düşündüğü için bunu “suç” olarak nitelendiriyor ve sorumluluğun ebeveynlerde olduğunu ima ediyordu: Ona göre ebeveynler bu duruma karşı çıkmadıkları için bu “suç” onların sessiz onayıyla gerçekleşmekteydi[1].

Okumaya devam et... →